Sunday, 12 January 2014

Doktorayı Tarif Etmenin En Güzel Yöntemi


Türkiye'de eğitim başlı başına bir mesele. Son zamanlarda neredeyse her şehire bir üniversite kurulması, özel okul sayısındaki patlama, dershaneler meselesi, Pisa endeksi sonuçları derken kafalar fazlaca karışık. Lise ve üniversite giriş sınavları sistemlerinin uyguladığı değişimler vs demeden hemen konuya geçmek istiyorum.

Ülkemizde son yıllarda doktora eğitimine önemli ölçüde talep artışı yaşanıyor. TÜİK verilerine göre 2008 yılından 2012 yılı sonuna kadar doktora mezunu sayısı Türkiye'de %63 artış göstermiş.




Ülkedeki doktora eğitimli kişileri artıyor olması hiç kuşkusuz kötü bir şey değil. Hatta ileri vadede inovasyon, teknoloji, bilimsel gelişim ve sosyal refah alanlarında olumlu geri dönüşleri olacaktır. 

Fakat kimileri için durum daha farklı. 'Kartvizit doktorası' olarak tabir edeceğimiz doktoralı sayısında patlama yaşanıyor. Seviyesi git gide düşen lisans eğitimlerine karşılık kendini sıyırma yöntemi olarak sırasıyla master ve doktora eğitimleri ilgi görüyor. Ve bir çok kişi ne yapıyor olduğunu bilmediği bir konumda buluyor kendisini. Daha da trajik olan ise intihal ile elde edilmiş ünvanlarda neredeyse aynı oranda bir patlama yaşanıyor.

Bu noktada doktora tam olarak nedir sorusunun cevabı önem kazanıyor.


***

Matt Might isimli profesör her sene doktoraya başlayacak olan öğrencilerini karşısına alıp, doktoranın ne olduğunu anlatıyor. Kullandığı teknik ise kendince geliştirmiş olduğu bir sunum şekli. Yani öğrencilerinin giriştiği bu işte aslında ne yaptıklarını onlara hatırlatmak istiyor Might. Ve şöyle anlatıyor:



1- Yukarıdaki daire insanlığın bilgi birikimi olsun diye kabul edelim



2- Mavi nokta ise bizlerin ilk ve orta okulu bitirdiğinde edindiğimiz bilgi birikimimiz olduğu kabul edelim.



3- Yeşil alanla çevrili kısım ise lise eğitimini bitirdiğimizde geldiğimiz nokta.



4- Üniversite eğitimini tamamlayıp, lisansımızı elde ettiğimizde, artık ufak da olsa bir uzmanlık alanımız var ki burası sağa doğru bombelenmiş bölüm.



5- Lisans alanımızda yapmış olduğumuz master, bizi uzmanlık alanımızda daha derine götürüyor.



6- Alanımızda yapmış olduğumuz okumalar (akademik tezler, makaleler vs) ise bizi sınıra kadar getiriyor.



8- Artık eşiğe gelmişken, odaklandığımız kısım ise kare ile çevrilmiş alan olsun.



9- Gelmiş olduğumuz eşiği yıllar içerisinde zorluyoruz.



10- Ve bu mücadelenin sonucu eşiği çok küçük miktarda kırabiliyoruz.



11- İşte bu ufak baş, Doktora, İngilizce ismiyle Ph.D. (Doctor of Philosophy) oluyor.



12- Ve hayat tam olarak bize böyle gözükmeye başlıyor.



13- Detaylara bakarken ise büyük resmi unutmamak gerekiyor.


Ana düşünce, doktora ile klasik çemberin sınırlarını zorlamak ve fark yaratmak da olabilir; büyük resmi kaçırıp detaylarda boğulmak da. Sanırım bu da kafasında soru işaretleri olan öğrenciler için güzel bir yönlendirme oluyor.




Sunday, 22 December 2013

How to draw nicely Parisian lives? The Parisianer is the answer


I do love reading interesting articles on foreign media, mostly related with financial markets and global economy. Though no need to follow new agenda if you are a person lives in Turkey, sometimes I want to be out of all those boring and stable topics. Today, New York Times introduces a French magazine to me, The Parisianer, in an article of art section of the newspaper. The headline calls my attention, simply, because of containing Paris. In fact, it sounds tempting not just telling about Paris, also saying an interesting ‘if so’ pattern, If The New Yorker Were Set In Paris. You can find more about both the writer’s idea and detailed content about The Parisianer in the article.




I am fully impressed by examples of The Parisianer’s covers: critical, smart, well pictured and narrator. After a quick search of other cover pictures I can find on internet, briefly, I can say that most of them tell life of a simple Parisian. Well, it is hard to say which one is the real Parisian’s life, ones who live under super big brands’ lights or one who are homeless near subway stations. To the point, The Parisianer successfully criticizes all of incompatibility of lives, city lights, Tour Eiffel’s worldwide fame, subways, bohemian life types and much more. As much as I can, I tried to gather all of the best cover pictures of the newspaper. Here you will find them. Soon, need to learn more about The Parisianer, maybe try to find a few issue if I can in Istanbul.






































Thursday, 12 December 2013

Fantastik Belediye Başkan Aday Adayları





Malum 2014 yerel seçimleri yaklaştıkça, aday olabilmek için aday adayları başvurularını yapıyorlar. Bu süreçte parti meclisi ve liderinin gözüne girmek için şirinlikler yapan aday adaylarının fantastik afişleri, cvleri ve videoları ortaya çıkıyor. 2014 Yerel Seçimleri için şu ana kadar akıllarda kalan üç-beş deneysel çalışma.


Satılmış Erdoğan


Anadolu'nun incisi Yozgat için aday adaylığını açıklayan harita mühendisi Satılmış Erdoğan hali hazırda nev-i şahsına münhasır bir 'isim'. Projeleriyle başlı başına konuşulmayı hak etse de, asıl onu bu kadar meşhur eden ismi ve web sitesindeki yaran görüntüydü.


Adeta başbakana atıfta bulunan ismi uzunca bir süre sosyal medyanın ilgi odağı olmuştu.


Adını değiştirmeye ve başbakanın vereceği adı kullanmaya razı. İşte gerçek particilik.





İsminin yanısıra, Youtube'da vaatlerini anlattığı videolar da ayrı birer fenomen olmuş durumda. Partisinin diğer 'çılgın' projelerinden feyzlenerek Yozgat için çılgın projeler geliştirmiş. Hımm.




Tuğrul Karaaslan

Tuğrul Karaaslan'ın olayı daha farklı. O çılgın projeleriyle değil olayın felsefesine inen yaklaşımıyla dikkat çekiyor.


Bu aday adayımız daha çok diyalektik anlayışı siyaseten kullanmak istiyor ve "Ölümsüzlük egosunu tatmin etmek için adayım" mottosuyla yola çıkıyor. Ego dikenli bu yolda kendisine başarılar.


Nihat Ersin

56 yaşında 10 üniversiteden 15 ayır ön lisan-lisans ve yüksek lisans derecesine sahip, hem de çalışma tecrübesi olan bir diğer fantastik belediye başkan aday adayı. 

Ufak bir matematik hesabıyla her ne kadar edindiği iş tecrübeleri ve okuduğu okulların toplam yıl sayısı şu an ki yaşını zar zor veriyor olsa da, hiç kuşkusuz bu kadar 'kalifiye' belediye başkan aday adayları görebildiğimiz için müteşekkiriz.

Aldığı diplomaların devamının gelmesi dileğiyle.



Salih Güzel

Bu yorumsuz...





Abdullah Çelik

Abdullah bey Eyüp belediye başkan aday adayı. Adaylıktan daha çok yaratıcılığını ve güzel oyunculuğunu konuşturarak bir Youtube fenomeni olmak istiyor sanırsam.




Ali Uğur Akbaş



Hemşehirlerine liselim formatında seslenmek...