Thursday, 12 December 2013

Fantastik Belediye Başkan Aday Adayları





Malum 2014 yerel seçimleri yaklaştıkça, aday olabilmek için aday adayları başvurularını yapıyorlar. Bu süreçte parti meclisi ve liderinin gözüne girmek için şirinlikler yapan aday adaylarının fantastik afişleri, cvleri ve videoları ortaya çıkıyor. 2014 Yerel Seçimleri için şu ana kadar akıllarda kalan üç-beş deneysel çalışma.


Satılmış Erdoğan


Anadolu'nun incisi Yozgat için aday adaylığını açıklayan harita mühendisi Satılmış Erdoğan hali hazırda nev-i şahsına münhasır bir 'isim'. Projeleriyle başlı başına konuşulmayı hak etse de, asıl onu bu kadar meşhur eden ismi ve web sitesindeki yaran görüntüydü.


Adeta başbakana atıfta bulunan ismi uzunca bir süre sosyal medyanın ilgi odağı olmuştu.


Adını değiştirmeye ve başbakanın vereceği adı kullanmaya razı. İşte gerçek particilik.





İsminin yanısıra, Youtube'da vaatlerini anlattığı videolar da ayrı birer fenomen olmuş durumda. Partisinin diğer 'çılgın' projelerinden feyzlenerek Yozgat için çılgın projeler geliştirmiş. Hımm.




Tuğrul Karaaslan

Tuğrul Karaaslan'ın olayı daha farklı. O çılgın projeleriyle değil olayın felsefesine inen yaklaşımıyla dikkat çekiyor.


Bu aday adayımız daha çok diyalektik anlayışı siyaseten kullanmak istiyor ve "Ölümsüzlük egosunu tatmin etmek için adayım" mottosuyla yola çıkıyor. Ego dikenli bu yolda kendisine başarılar.


Nihat Ersin

56 yaşında 10 üniversiteden 15 ayır ön lisan-lisans ve yüksek lisans derecesine sahip, hem de çalışma tecrübesi olan bir diğer fantastik belediye başkan aday adayı. 

Ufak bir matematik hesabıyla her ne kadar edindiği iş tecrübeleri ve okuduğu okulların toplam yıl sayısı şu an ki yaşını zar zor veriyor olsa da, hiç kuşkusuz bu kadar 'kalifiye' belediye başkan aday adayları görebildiğimiz için müteşekkiriz.

Aldığı diplomaların devamının gelmesi dileğiyle.



Salih Güzel

Bu yorumsuz...





Abdullah Çelik

Abdullah bey Eyüp belediye başkan aday adayı. Adaylıktan daha çok yaratıcılığını ve güzel oyunculuğunu konuşturarak bir Youtube fenomeni olmak istiyor sanırsam.




Ali Uğur Akbaş



Hemşehirlerine liselim formatında seslenmek...



Saturday, 23 November 2013

Şangay İşbirliği Ülkelerine Ait Bazı Veriler

Türkiye Şangay Beşlisi'ne Yürürken


Başbakan Erdoğan'ın Rusya ziyareti sırasında, dün, 22/11/13, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin ile St Petersburg'da bir araya gelerek ortak bir basın toplantısı düzenlemişti. Kanımca toplantı sırasında gündemdeki Suriye meselesinden daha dikkat çeken vurgu, Erdoğan'ın Putin'e "Şangay İşbirliği Teşkilatı'na Türkiye'yi de alın" ifadesiydi. Başbakan'ın konuşmasında da belirttiği üzere Türkiye'nin Şangay Beşlisi olarak da geçen bu örgüte girme isteği ilk defa dile getirilmedi. Geçtiğimiz yıl Putin'in Türkiye ziyareti sırasında, Şangay Beşlisi'ne girme talebi iletilmişti. Geçtiğimiz dönem ise Türkiye diyalog ortağı olarak Şangay Beşlisi'ne kabul edilmişti.

Olayın haber boyutunu geçtikten sonra, Şangay Beşlisi, aslında şu an altı üye ülkeden oluşan Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye, gözlemci ve partner olarak kabul edilen ülkelerin güncel hali şu şekilde:

Üye Ülkeler:
1- Kazakistan
2- Çin Halk Cumhuriyeti
3- Kırgızistan
4- Rusya Federasyonu
5- Tacikistan
6- Özbekistan

Gözlemci Ülkeler:
1-Afganistan
2- Hindistan
3- İran
4- Pakistan
5- Moğolistan

Diyalog Ortakları
1- Belarus
2- Sri Lanka
3- Türkiye


Türkiye'nin uğruna AB sürecini bitirip, girmek istediği iş birliğinin üye,gözlemci ve diyalog ortağı ülkelerini çok farklı endekslerle kıyaslamakta bir beis görmüyorum.


Freedom of the Press / Basın Özgürlüğü Endeksi

1980 yılından beri yayınlanan, dünyaca önemsenen basın özgürlüğü endeksi.2013 itibariyle 197 ülke arasında yapıldı. Aralarında sağlıklı veriye ulaşılamayanlar var tabi. 2013 Raporunu dünya haritasında bu renklerle kabaca ifade edildiğinde. Yine bu örgüt üyesi, gözlemcisi yada diyalog ortağı olan 14 ülkeden, Türkiye, Moğolistan ve Hindistan 'Kısmen Özgür' kategorisine girerken, geriye kalan 11 ülkede özgür değil.



Ve hatta detaylarına baktığımızda, 197 ülke üzerinden sıralandığı ve bazılarının aynı sıralamayı paylaştığı göz önüne alınırsa, Özbekistan 195. olarak sonuncu sıradadır. Diğer katılımcı ülkelerin de neredeyse tamamı son 20 arasında yer almaktadır.



Türkiye'nin dahil edildiği Batı Avrupa listesinde Türkiye ne yazık ki 'Partly Free' statüsüyle sonuncu sıradadır. Buradaki aidiyet eksikliği ve aslında hali hazırdaki AB ülkelerine bu kategorideki uzaklığı; yönünü listenin son sıralarındaki Şangay İşbirliği Ülkelerine doğru çevirmesi hayli ilginçtir.


---

Çocuk Hakları Endeksi


Humanium isimli kuruluşun yaptığı Çocuk Hakları Endeksi dünya haritası gösterimi.


















Sıralaması şurada detaylıca verilmiş. 196 ülke arasında yapılan sıralama sonuçları. Afganistan listede sonuncu olarak yer alırken, diğer bir çok üye ve gözlemci ülkede listede son sıraları çekiyor. Yorumsuz...









---



Uluslararası İnsan Gelişim Endeksi

Bir çok değişkenin kullanıldığı bu endekste, 186 katılımcı ülke var.





















Genel harita görünümünü ve İşbirliği Örgütü üyelerinin sıralamaların yukarıdaki gibidir. Yine listede başı çeken ülkelerin AB üyesi ülkeler olmasının altı çizilmeli.

---

Kölelik Endeksi


Walk Free Foundation yakın zamanda yayınlamış oldu Global Kölelik Endeksi fazlasıyla çarpıcı. 2013 yılında yapılan araştırmada toplamda 162 ülke değerlendirilmiş. Sıralamada yüksek çıkmak ne yazık ki bu endeks için iyi bir şey değil. Listedeki kullanılan renkler ise endeksin orjinalinde kullanılan renklerle aynı seçildi. Durumun vehametini ortaya koymak için listede başı çekenler alarm seviyesinde kırmızı ile gösterilmiştir. Sonuçlar:


Ülkemizde 110 bin ile 130 bin arasında kölenin yaşadığı tahmin ediliyor. Bu rakam nüfus sayısı yüksek olan Çin, Hindistan ve Pakistan'da milyonlarla ifade ediliyor. Listede 'köle' tanımını için 'Modern kölelik' ifadesini araştırabilirsiniz.

Sonuç

Son yıllarda AB ile gelinen nokta ve müzakereler noktasında henüz gelişme kaydedememiş Türkiye (2013 sonbaharında bazı başlıkların açılması ne yazık ki bir gelişme olarak değerlendirilemiyor), yönünü doğuya, Şangay İşbirliği Teşkilatı'na dönmüştür. Başbakan ve bazı bakanların zaman zaman girmekteki arzularını yineledikleri örgütün üye, gözlemci ve diyalog ülkelerinin çeşitli alanlardaki sıralamaları ortadadır. Benzer liste ve raporlarda ise Türkiye'nin geçmiş 50 yıllık sürecindeki hedefi olan Avrupa Birliği'nin üye ülkeleri listelerin başını çekmektedir. Gelecek zaman içerisinde adı geçen örgüte katılım konusunda yol alması halinde bu listelere tekrar dönüp bakmakta fayda var.

İnsan gelişimi, basın özgürlüğü, çocuk hakları ve bir çok göstergede listelerin son sıralarını çeken Şangay İşbirliği ülkeleri ve diğer taraftan listenin en üst sıralarında yer alan AB ülkeleri ile birlikte yorum size kalmış...

Saturday, 7 September 2013

Saatler Kala 2020 Analizi #BridgeTogether



Bugün 2020 Olimpiyat Oyunları için bir süredir sürdürülen adaylık süreci neticelenecek. Bildiğiniz gibi üç şehirden birine gitme ihtimali artık neredeyse kesin. Madrid, Tokya ve 5. defadır adaylığını sürdüren İstanbul. Hali hazırda 12 saatten kısa bir süre sonra açıklanacak adaylık için yazmak zordur, ama bu zamana kadar önemli uluslararası medya kuruluşunda çıkmış bazı makalelerden altını çizmek istediğim noktalar var.

5 Eylül günü NewYork Times'da çıkmış bir makalede her üç aday şehir içinde dezavantajlar listelenmiş. Oylamayı yapacak International Olympic Committee (I.O.C)'den bir yetkili "bu üç aday ülkede şu an için aynı statüde" diyor. Yani, "bir kavanoza atıp rastgele çeksek bile içimiz rahat edecek, ama yine de üçü de mükemmel adaylar değil, eksikleri var diyor." Olası riskleri sıraladığımızda:

İstanbul:

- Suriye sınırında yaşanan gerginlikler başı çekiyor. Bölge her daim ön görülmezlik yaratıyor. Bugün belki Suriye 2020 için bir risk teşkil etmeyecekse de, yarın başka komşu bir ülke ile gelinecek durum kestirilemiyor. Ayrıca 2020'ye hazırlık önceden başlayan bir süreç, ve sürecin hiçbir şekilde aksamaması gerekiyor.

- Gezi Parkı Olayları'na vurgu yapılmış. Demokratik çerçevede başlayan eylemler, medyaya müdahale ve muhalif sesleri susturulması noktasına gelmiş olması, Olimpiyat Oyunları gibi sporun doruklarındaki bir organizasyonun yapılması istenilen belkide son şehir. Financial Times da benzer noktalara vurgu yapıyor.

- Son olarak ise atletizm branşlarında yaşanan doping skandalları. NBA'deki en önemli temsilcimiz Hidayet Türkoğlu'nun doping yaptığınının ortaya çıkmasından tutun, milli spor yağlı güreşlerde şampiyon Ali Gürbüz'ün dopingli çıkması ve belki de en büyük şok atletizmde yaşanan doping skandalıydı.


Tokyo:

- 2011 yılında yaşanan doğal felaketlerden sonra Fukushima nükleer santralinde yaşanan sızıntılar, Tokyo'yu ve turnuvayı tehlikeye atan en büyük tehlike. Her ne kadar yetkililer her şeyin kontrol altında olduğunu söyleseler de, ileride yaşanacak yeni bir tsunami veya deprem felaketine ülke ne kadar hazır, soru işareti bu. Dahası ilginç bir şekilde yapılan anketlerde Japonlar organizasyonu almak için daha az istekliler.


Madrid:

- Hali hazırda ülke çok büyük bir ekonomik krizle boğuşuyor. Resmi rakamlara göre ülke genelinde işsizlik %26, gençlerde (25 yaş altı) işsizlik ise %50'yi geçmiş durumda! Komitenin büyük harcamalar gerektiren organizasyonun Madrid'in altından kalkacağına şüpheleri var.


Yukarıda sıralanan dezavantajlarının yanında, bu üç şehrin kendilerince avantajlarını sıralayacağım. Vizyon ve yenilik açısından yaklaşan I.O.C. nin dikkate alacağı bazı etkenler var. The Guardian'da çıkmış bir analizde bu üç aday ülkenin olimpiyat maliyetleri çıkarılmış. Ortada farklı rakamlar dönse de ben bu rakamları baz almak istiyorum.

-İspanya 92 yılında Barcelona ile bu tecrübeyi yaşadığı için hali hazırda bir çok tesisinin hazır olduğunu, ve dolayısıyla düşük maliyetle bu işin altından kalkabileceklerini söylüyorlar. 35 tesisten 28'inin hazır olduğunu ve olimpiyatların toplamda 4.2 milyar poundla altından kalkabileceklerini söylüyorlar. Ayrıca oyunların kazanılması ile birlikte, içinde bulundukları krizden çıkabileceklerini, yeni iş sahalarının oluşacağını ve orta vadede artacak turist sayısı ile işsizliğin azalacağını düşünüyorlar.

- Japonya “In these uncertain times, Tokyo 2020 offers certainty.” sloganıyla yola çıkıyor. Yani 'bu belirsizlik dönemlerinde Tokyo güvenli bir liman olacak' diyor. Önceki 1 yaz ve 2 kış oyunları ev sahipliği ve görece güçlü ekonomisi ile buradaki 'certainity' ibaresini önemli bulanlardanım. 5.5 milyar pound gibi bir bütçe vereceğini söylüyorlar

- İstanbul yaklaşık 19 milyar dolarlık bütçesi ile dudak uçuklatıyor. Her ne kadar kulağa güzel gelen bir rakam olsa da, projenin alınmasından sonra başlayacak olan yatırımlar ve tesisler, Brezilya'nın 2014 Dünya Kupası ve 2016 Olimpiyat Oyunları'nda düştüğü bütçe problemlerini akla getiriyor. Hali hazırda bir çok 'çılgın proje' ile önemli finansman kaynağına ihtiyacı olan Türkiye artan jeopolitik risklerle bunun altından kalkabilir mi, bu sorulacak. Diğer bir taraftan 5. defa adaylığını koyan İstanbul kazanırsa, bölge için önemli değişimlerin kapısı açılacak. Şöyle bir dönüp bakarsak, komitelerin son dönemlerde hep gelişmekte olan ülkelere yönelmesi de burada önemli bir sinyal oluşturuyor bizlere. Olimpiyatlar 2008 Beijing - Çin, 2016 Rio - Brezilya, FIFA Dünya Kupası'nda ise 2010 Güney Afrika, 2014 Rio - Brezilya, 2018 Moskova - Rusya, 2022 Katar. Bütün bu seçimlerde gelişen ülke veya ilk defa ev sahipliği yapacak ülkelerin seçilmesi İstanbul'un en büyük avantajı olacak.



Trendin gelişmekte olan ülkelere doğru kaydığının en önemli göstergesi






Yukarıda ise bu sabah itibariyle bahis sitelerinin bu üç şehir için verdiği oranlar var. Tokyo bahislerde en düşük oran verilen şehir, yani kazanma ihtimali en yüksek görülen şehir. İstanbul ise yüksek oranlarla, ihtimali düşük görülen aday olmuş. Her ne kadar bahisler bir şey ifade etmiyor da olsa, başka bir indikatör olarak kullanılabilir.




Yukarıda grafik ise, ülkelerin normalde olimpiyatlarda kazandığı madalya sayısı ve ev sahibi olduğunda kazandığı madalya sayısını gösteriyor. (Grafik Goldman Sach's raporundan) Olimpiyat Oyunları ev sahipliğini alan ülkenin sadece fiziki yatırım değil, sportif yatırımlar yaptığının da en büyük örneği. Turkcell sponsorluğunda rekortmen yüzücü Michael Phelps'in hocası ile yapılan Olimpiyat hazırlığı anlaşması şimdiden bu işin altına girildiğini gösteriyor. Bu tür yatırımların gelecek dönem de artacağının kanıtı. (Ama bu değil)

Rüzgar bugün İstanbul'un karşısından esse de, 2012 adaylığında favori şehir Paris yerine Londra'nın seçildiğini hatırlatarak, bu akşam neden sürpriz yaşanmasın? Merakla bekleyeceğiz.

#BridgeTogether

Serkan Erden

Friday, 2 November 2012

İlk Yazı - Erasmus Yazıları



ERASMUS YAZILARI




Fransa'ya indikten sonraki ilk yazı,


"Fransa Erasmusunun en ballılarından biri olarak, Paris uçağında yanında oturduğum Fransızla aynı şehirden çıktım. kiralanılan arabayla yurduma kadar bırakıldım. duty freeden aldığım Jameson'u Paris Orly'de yere düşürüp kırdım. yurdumda tanıştım 7 kişinin 3'ü Hindistan, 3'ü Filipinli ve 1'i Çinli çıktı. Asyalının asyalıdan başka dostu yoktur. Kalacağım oda AFS mülakatlarındaki gibi Harry Poter'ın ailesi tarafından verilen odayla kapışır. Wifi görsün diye perde asan kol kıvamında havada tutulan bir laptopum var. Hava yorganla yatacaksın tadında bir yayla gibi. Ha bu arada bildiğim 10 kelime fransızcayı iyi pazarlıyomuşum bunu farkettim. Eyyorlamam bu kadar"



6 Eylül 2012, Le Havre